Yaş ve cinsiyet: Mide kanseri erkeklerde ve 50 yaş üzeri insanlarda daha sık görülmektedir.

Beslenme Alışkanlıkları: Mide kanseri Japonya’da batı toplumlarına göre yaklaşık 10 kat daha sık karşımıza çıkmaktadır.Bunda ırksal özellikler kadar beslenme alışkanlıkları da önemli rol oynamaktadır. Örneğin tütsülenmiş, tuz ve nitratlarla konserve edilmiş gıdalarla beslenmek riski arttırmaktadır. Bu tarz beslenme alışkanlığı da Uzak Doğu toplumlarında sıktır. Beslenme alışkanlığı demişken sağlıklı beslenmenin bu hastalığa karşı koruyucu olduğunu mutlaka belirtmemiz gerekir. Taze sebze/meyve tüketen, C vitamininden zengin ve posalı diyetle beslenen, tuz tüketimine dikkat eden insanlarda risk azalmaktadır.

Sigara ve Alkol: Sigara ve alkol tüketimi mide kanseri riskini arttırmaktadır.

Helikobakter Pilori: Helikobakter Pilori olarak adlandırılan bakteri (halk arasında mide mikrobu olarak bilinir), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından kesin bir karsinojen olarak tanımlanmıştır. Yani H. Pilori’nin mide kanseri ile ilişkisi bilinen bir gerçektir. Bu yüzden özellikle aile hikayesi olan kişilerde bu bakterinin tespiti ve tedavisi mutlaka sağlanmalıdır.

Genetik yatkınlık: p53 ve c-erb B2 gibi bazı genlerde gerçekleşen mutasyon ya da ekspresyon şeklindeki değişikliklerin ispatlanmasıyla mide kanserinde genetik yatkınlığın rolü gösterilmiştir. Bu ilişkide, yukarıdakilerden başka bazı genlerin de etkili olduğu bilinmektedir.

Kan Grubu: A kan grubuna sahip insanlarda mide kanseri riski artmaktadır.

Zemin Hazırlayan Faktörler (Predispozan Faktörler): Yukarıdaki risk faktörlerinin dışında hastalığa yatkınlığı arttıran bazı durumlar da vardır. 2 cm.den büyük boyutlu polipoid lezyonlar, ülser ve kronik atrofik gastrit, ülser nedeniyle mide cerrahisi geçirmek ve şiddetli displazi bunlardan bazılarıdır. Özellikle şiddetli displazi varlığında kısa dönemde kanser gelişim riski %80-90 gibi çok yüksek oranlara çıkmaktadır.